Hürmüz Boğazı’nda biyolojik tehdit
Meltem Güneş - ABD ve İran arasındaki savaşın bölgedeki etkileri sadece sosyal, siyasi ve ekonomik değil. Özellikle savaş nedeniyle önce İran tarafınd

Meltem Güneş - ABD ve İran arasındaki savaşın bölgedeki etkileri sadece sosyal, siyasi ve ekonomik değil. Özellikle savaş nedeniyle önce İran tarafından kapatılan, daha sonra da ABD’nin abluka uyguladığı Hürmüz Boğazı, ekolojik bir krize de neden olabilir.
BBC’nin özel haberine göre uluslararası bir deniz biyologları ekibi, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının “büyük bir uluslararası biyolojik güvenlik tehdidi” olduğu ve “bir ekolojik krize” yol açabileceği uyarısı yaptı. Biological Invasions dergisinde yayınlanan makaleye göre, bilim insanları, gemilerin aylarca sabit kalmasının, istilacı türlere gemilere ilişmek için uzun bir süre tanıdığını söylüyor. Biyologlar, bu gemiler dünyanın dört bir yanındaki noktalara doğru yeniden sefere başladığında, bunun “büyük ölçekli, denizlere özgü biyolojik istila olayı”başlatabileceğini söylüyor.
Önlem alınmalı
Hürmüz’ün kapalı olması dolayısıyla bölgede 1500’den fazla gemi mahsur kaldı. Hareketsiz kalan gemilerde biyolojik kirlenme çok hızlı olurken, bu gemilerin önlem alınmadan sefere başlaması büyük bir tehlikeyi beraberinde getiriyor. Nitekim Uluslararası Denizcilik Örgütü, uzun süre atıl durumda kalan gemilerin tekrar sefere çıkmadan önce biyolojik kirlenmeyi gidermeye yönelik önlemler almasını tavsiye etti.
‘İstilacı türler’
Gemilere yapışan organizmalar daha sonra yeni yaşam alanlarına taşınırsa, “çok büyük” ekonomik ve ekolojik hasara neden olabilir. Uzmanlara göre, “İstilacı türler yerli organizmaları yerlerinden edebilir, yerel türlerin yok olmasına neden olabilir, balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliğini etkileyebilir ve hatta enerji santrallerinin soğutma sistemlerini tıkayabilir”.
Uzmanlar, “Boğazın yeniden açılmasıyla birlikte yerli olmayan organizmaların girişinin olacağından eminiz” ifadelerini kullanıyor. Deniz sistemlerinde bir kez yerleştikten sonra, ortadan kaldırması çok zor olan bu istilacı türler, başka yerlere yayılırlarsa, gelecekte sıcaklıklar yükselirse yerli türlerden daha dirençli hale gelebilirler. Bilim insanları ideal senaryoda, atıl durumdaki gemilerin Körfez’den ayrılmadan önce temizlenmesi gerektiğini söylüyor.
‘Riskler göz ardı edilmemeli’
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Serhan Tarkan, Milliyet’e yaptığı değerlendirmede, mahsur kalan gemilerin tekrar sefere başladığında biyolojik bir istilaya yol açma ihtimalinin olduğunu söyleyerek, şunları aktardı:
“Özellikle istilacı türlerin en önemli hayatta kalma, yerleşme kaynağı o gemilerin orada kalma sürelerinin uzaması. Gemilerin o kadar sürede orada kalmasının getireceği potansiyel riskler var tabii ki. Gemi tabakasına yapışan canlılar, belirli bir süre sonra oraya iyice yerleşiyor. Yerleştirdikten sonra da hızla çoğalıyorlar. İstila süreci de böyle başlıyor zaten. Riskin boyutu ne kadar olur onu kestirmek zor ama ‘risk yok’ diyemeyiz. Risk var. İstilacı türlerin yayılma riski artacaktır. Örneğin orada o gemilere yapışan midyeler var. İki-üç haftalık süreçlerde bile yoğun bir şekilde popülasyon oluşturabildiğini biliyoruz bazı türlerin. Örneğin bizim Karadeniz Havzasında olan bazı midye türleri ya da balast sularıyla taşınan bazı türlerin gidip Kuzey Amerika’daki büyük göller sistemlerinde çok büyük problemlere yol açtığını biliyoruz. İstilacı türler çok dayanıklı türler, kötü koşullarda hayatta kalabiliyorlar. Su kaynağı olarak kullanılan göllerde su borularını tıkıyorlar, balıkçının ağlarını kullanılmaz hale getiriyorlar. Bu türlerin yeni bir ortama yerleşmesini engellemek en büyük hedefimiz. Yerleştikten sonra mücadele zorlaşıyor.
Çıkış yolu aranıyor
ABD ve İran arasında bir anlaşma sağlanması için diplomatik çabalar sürerken, Amerikan yönetiminden isimlerin ülkeyi bu savaşın içinden çıkarmak için yollar aradığı öne sürüldü. ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine’in, İran ile savaşın tırmanmasının yeni riskler yaratabileceği ve yalnızca hava saldırılarıyla ABD Başkanı Trump’ın hedeflerine ulaşılmasının zor olduğu gerekçesiyle çatışmadan “çıkış yolu” aradığı iddia ediliyor.
Amerikan CNN kanalının konu hakkında bilgi sahibi üç kaynağa dayandırdığı haberinde Caine’in, son haftalarda İran ile savaşın geldiği noktaya ilişkin endişelerini ABD yönetimindeki üst düzey yetkililerle paylaştığı belirtildi. Caine’in, CIA Direktörü John Ratcliffe, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Başkan Yardımcısı JD Vance ile yaptığı görüşmelerde, çatışmayı tırmandırabilecek askeri seçeneklerin yaratabileceği riskleri ve yalnızca hava saldırıları düzenleyerek Trump’ın savaş bağlamındaki hedeflerine ulaşılmasının zor olduğunu gündeme getirdiği ileri sürüldü. Görüşmelerde Caine’in, gerilimin azaltılmasına imkan sağlarken ABD’nin hedefleri doğrultusunda ilerleme kaydedildiğini gösterebilecek bir “çıkış yolu” üzerine yoğunlaştığı iddia edildi. Öte yandan kaynaklar, Trump’ın, İran’a kara birlikleri gönderilmesine sıcak bakmadığını, hava saldırılarının ise Tahran’ı ABD’nin çıkarlarını gözeten bir anlaşmaya zorlayabileceğini düşündüğünü aktardı.
‘Hürmüz ABD’ye bağlı’
İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasının İran’ın belirlediği mekanizma ve koşulların ABD tarafından kabul edilmesine bağlı olduğunu söyledi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de, Hürmüz Boğazı’ndaki geçiş güzergahının belirlenmesine ilişkin Umman ile görüşmelerin sürdüğünü ve anlaşmaya çok yaklaştıklarını belirterek, Boğaz’ın açılmasının ABD’nin mutabakat ihlalini telafi etmesi başta olmak üzere bazı şartların yerine getirilmesine bağlı olduğunu ifade etti. Öte yandan ABD Başkan Yardımcısı Vance ise, “İranlılar bize Hürmüz Boğazı’ndan geçiş ücreti alma planlarının olmadığını söylediler. Ancak yine de gerçekte ne gibi adımlar atılacağını göreceğiz” dedi.
