İsrail basınından çarpıcı analiz: Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan ittifakına karşı 7'li blok önerisi
İsrail'in Maariv gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da imzasının bulunduğu Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nı 'görmezden gelinemeyecek stratejik bir gelişme' olarak nitelendirdi. Analizde, İsrail'in ABD, Hindistan, Yunanistan, GKRY, Mısır ve Ürdün'ün yanı sıra Latin Amerika ortaklarıyla kendi güvenlik ağını kurması gerektiği savunuldu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif tarafından Mekke'de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, İsrail kamuoyunun gündeminde tartışılmaya devam ediyor.
İsrail'in Maariv gazetesinde yayımlanan ve Emekli Albay Amir Noy imzasını taşıyan analizde, üç ülke arasındaki iş birliğinin doğrudan İsrail karşıtı bir ittifak olarak tanımlanamayacağı, ancak ortaya çıkan askeri, ekonomik ve nükleer kapasitenin Tel Aviv için yeni bir denklem oluşturduğu vurgulandı.
İsrail'in 'bekle-gör' politikası sürdürülemez
Noy, anlaşmanın maddi içeriğinin ötesine geçilmesi gerektiğine dikkat çekerek, devletlerin ittifaklarını yalnızca ilan ettikleri düşmanlara göre değil; çıkarlarına, sahip oldukları kapasiteye ve öngördükleri senaryolara göre şekillendirdiğini hatırlattı.
Analizde, "Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın İsrail'i resmen düşman ilan etmesini beklemeye gerek yok. Bunun İsrail'in göz ardı edemeyeceği stratejik bir gelişme olduğunu anlamak için yeterli sebep var" ifadelerine yer verildi.
Ankara'nın masaya getirdikleri
Yazıda, Türkiye'nin ittifaka büyük bir kara ordusu, gelişmiş savunma sanayisi, insansız hava araçları, hava ve deniz gücüyle bölgesel nüfuz hedeflerini taşıdığı belirtildi. Suudi Arabistan'ın ekonomik gücü, enerji kaynakları, coğrafi derinliği ve Körfez'deki stratejik konumuyla öne çıktığı, Pakistan'ın ise büyük ordusunun yanı sıra operasyonel deneyimi ve nükleer kapasitesiyle anlaşmanın askeri ağırlığını artırdığı kaydedildi.
'Türkiye faktörü' bağımsız değerlendirilemez
Analizde, Mekke'deki anlaşmanın Türkiye'nin Suriye'de artan etkisinden bağımsız okunamayacağı iddia edildi. Suriye'de yeni ordunun Ankara'nın etkisiyle şekillendiği, ilerleyen dönemde Lübnan'daki Türk nüfuzunun da genişlemesi halinde İsrail'in kuzey ve doğusunda Türkiye merkezli bir stratejik alan oluşabileceği öne sürüldü.
Bununla birlikte yazıda, "İsrail sınırında Türk tankları hayal etmeye gerek yok" denilerek, tehdidin somut bir askeri yığınağından ziyade stratejik bir kuşatmaya işaret ettiği vurgulandı.
İsrail'e üç kritik tavsiye
Noy, anlaşmaya karşı atılması gereken adımları şöyle sıraladı:
- Savaştan kaçınılmalı.
- Türkiye düşman ilan edilmemeli.
- "İslam'a karşı ittifak" söyleminden uzak durulmalı.
İsrail'in tek bir ittifak algısından, çok katmanlı ittifaklar ağı anlayışına geçmesi gerektiği belirtildi.
Önerilen 7'li güvenlik bloku
Analizin en dikkat çekici bölümünde, İsrail'in Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan ile asker sayısı, ekonomik güç veya insan kaynağı bakımından tek başına rekabet edemeyeceği vurgulandı. Bu nedenle Tel Aviv'in ABD, Hindistan, Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Mısır ve Ürdün ile birlikte Latin Amerika'daki yeni ortaklarıyla en az yedi üyeli bir güvenlik ağı kurması gerektiği savunuldu.
Kurulması önerilen bu yapının, bölgesel dengeleri yeniden şekillendirecek bir karşı blok işlevi göreceği değerlendirildi.
