İsrail'den Suriye'nin ardından Türkiye'ye provokatif hamle: 'Çatışma riskini göze aldık'
İsrail, Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye'deki askeri tesislere yönelik saldırılarını sürdürürken, Tel Aviv yönetimi Türkiye'nin Suriye'deki varlığını hedef alan açıklamalar yaptı. İsrail Başbakanlığı'nın resmi hesabından yapılan paylaşım ve İsrail basınında çıkan haberler, iki ülke arasındaki gerilimi tırmandırdı.

İsrail ordusu, Esad rejiminin devrilmesinin ardından Suriye genelinde askeri hedeflere yönelik operasyonlarını yoğunlaştırdı. Silah ve füze depolarının yanı sıra stratejik tesisleri de vuran İsrail savaş uçakları, son olarak Suriye'nin kuzeyindeki İdlib ilinin doğusunda bulunan Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'na saldırı düzenledi.
Ebu Zuhur Havaalanı Vuruldu
Suriyeli yetkililer, İsrail savaş uçaklarının terkedilmiş durumdaki havaalanına 8 ayrı saldırı gerçekleştirdiğini bildirdi. Saldırılarda pistin ve hangarda atıl durumdaki bir yapının hedef alındığı belirtildi. Olayda can kaybı veya yaralanma bilgisi paylaşılmadı.
İsrail Başbakanlığı'ndan Skandal Paylaşım
Saldırının hemen ardından İsrail Başbakanlığı'nın resmi X hesabından Türkiye'yi doğrudan hedef alan bir açıklama yapıldı. Paylaşımda, "İsrail ve Suriye, güvenlik konularında bir statüko üzerinde anlaşmıştı. Suriye, Halep yakınlarındaki bir hava üssüne Türk birliklerinin konuşlandırılmasına izin vererek bu statükoyu ihlal etmenin eşiğindeydi" ifadelerine yer verildi. İsrail'in, Türkiye'nin askeri varlığının kendi güvenliğine tehdit oluşturacağı uyarısını defalarca yaptığı, ancak Şam yönetiminin bu uyarıları dikkate almadığı öne sürüldü.
İsrail Basını: "Sessizlik Bozuldu"
Tel Aviv merkezli Maariv gazetesi, "İsrail sessizliğini bozdu, Türkiye'yi hedef aldı" başlığıyla yayımladığı haberde, Ebu Zuhur Askeri Havaalanı'nın Türkiye sınırına yalnızca 70-80 kilometre mesafede bulunduğuna dikkat çekti. Haberde, bölgede Türk Kuvvetleri'nin konuşlu olduğu değerlendirmesi yapılarak, Ankara-Şam hattındaki ikili ilişkilerin seyri nedeniyle İsrail'in bir hamle yapmasının kaçınılmaz olduğu vurgulandı.
Kanal 13: "Çatışma Riskini Göze Aldık"
İsrail TV'si Kanal 13 ise "Türkiye ile çatışma riskini göze aldık" başlıklı haberinde Şam yönetiminin uyarıları görmezden geldiğini ve Türk kuvvetlerinin bölgede konuşlanmasına izin vereceğini ileri sürdü. Haberde, Tel Aviv'in Ankara'ya yönelik iki temel endişesi sıralandı:
Birincisi: Suriye'de kurulacak bir Türk üssü, İsrail'in Suriye hava sahasında rahat hareket etmesini engelleyecek açık bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
İkincisi: Türk donanmasının uçak gemileri ve 12'den fazla denizaltıya sahip olması, İsrail için ciddi bir tehdit unsuru olarak görülüyor.
İsrail ordusundan bir yetkili, kanala yaptığı açıklamada, "İhtiyacımız olan son şey Türk ordusuyla açık bir savaş olur. Ancak bu hamleyle çatışma riskini göze almış gibi duruyoruz" ifadelerini kullandı.
Srugim: "Türkiye'ye Alışılmadık Mesaj"
İsrail basınında yer alan bir diğer değerlendirmede ise Suriye'ye düzenlenen saldırının zamanlamasının kritik öneme sahip olduğu belirtildi. Zira Türk heyetinin, geçtiğimiz hafta söz konusu üste yeniden inşa çalışmaları kapsamında bölgeye geldiği bildirildi. İsrail'in, Türkiye'nin Suriye'deki varlığının hava savunma sistemleri, insansız hava araçları ve diğer askeri teçhizatın konuşlandırılmasını içerebileceğinden duyduğu endişeye dikkat çekildi.
Bhol: "Yeni Cephe Açıldı"
İsrail medyasından Bhol ise "Türkiye ile yeni cephe açıldı: Uyarmıştık" başlıklı haberinde, saldırının İsrail'in Suriye ile müzakereler yürüttüğü ve Türkiye'nin de aynı anda bölgedeki nüfuzunu genişletmeye çalıştığı bir dönemde gerçekleştiğini yazdı. Haberde, İsrail'in insansız hava araçlarından hava savunma sistemlerine kadar Türk silahlarının Suriye'ye konuşlandırılmasından endişe duyduğu ve bu konuda daha önce de uyarıda bulunduğu iddia edildi.
Türkiye'den Sert Tepki
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, İsrail Başbakanlığı'nın Türkiye'ye yönelik gayriciddi iddialarına anında tepki gösterdi. Yapılan açıklamada, İsrail'in Suriye'nin egemenliğini hiçe sayan tutumunun kabul edilemez olduğu ve uluslararası hukukun açık bir ihlali anlamına geldiği vurgulandı.
