HABERZO
Gündem

İsrailli analizden tartışma yaratan 'savaş senaryosu': 'NATO kalkanı Türkiye'yi otomatik olarak korumaz'

Jerusalem Post'ta kaleme aldığı yazıda İsrailli strateji uzmanı Shay Gal, Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs'ı askeri üs haline getirmesi halinde İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne karşı devreye girecek olası askeri adımları 'Poseidon'un Gazabı' senaryosu altında sıraladı.

Milliyet Gündem15 Ağustos 2026 10:41Kaynak: Milliyet Gündem
İsrailli analizden tartışma yaratan 'savaş senaryosu': 'NATO kalkanı Türkiye'yi otomatik olarak korumaz'

İsrailli analist Shay Gal, Jerusalem Post gazetesinde yayımlanan analizinde Türkiye–İsrail ilişkileri ile Doğu Akdeniz'deki güç dengelerini masaya yatırdı. Geniş bir stratejik çerçeve çizen Gal, senaryosuna "Poseidon'un Gazabı" adını verdi.

Kuzey Kıbrıs 'askeri platform' olursa ne olur?

Gal'e göre senaryonun merkezinde, Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs'ı İsrail, Yunanistan veya Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ne (GKRY) karşı kullanılabilecek bir askeri plataforma dönüştürme ihtimali yer alıyor. Analist, bu durumda devreye girecek olası askeri karşılığın hedeflerini şöyle sıraladı:

  • Bölgede konuşlandırılmış ileri askeri sistemlerin etkisiz hale getirilmesi
  • Takviye kuvvetlerin bölgeye ulaşmasının engellenmesi
  • Ada'daki Türk askerlerinin çıkarılması

İsrailli yazar, Kuzey Kıbrıs'ın saldırı amacıyla kullanılan bir "operasyonel platform" haline gelmesi durumunda verilecek karşılığın yalnızca siyasi bir mesajla sınırlı kalmayacağını vurguladı.

NATO üyeliği 'otomatik koruma' sağlamaz mı?

Senaryosunun en çarpıcı bölümlerinden biri NATO üyeliğinin Türkiye'ye sağladığı korumaya ilişkin oldu. Gal, NATO'nun silahlı saldırıları olay bazında ele aldığını ve her müttefikin yardımın niteliğine kendisinin karar verdiğini savunarak Türkiye'nin üyeliğini "bir veto değil, bir sınırlama" olarak nitelendirdi.

Analist, bu durumu şu sözlerle dile getirdi: "Türkiye'nin NATO üyeliği, ister Kuzey Kıbrıs'tan gerçekleştirilecek bir saldırı, ister Türkiye–Libya deniz koridorunun zor kullanılarak uygulanması, isterse Türkiye'de Rusya tarafından inşa edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin askerileştirilmesi söz konusu olsun, Ankara'yı otomatik olarak korumaz."

AB'nin 42. maddesi de devrede

Senaryoda Avrupa Birliği de önemli bir aktör olarak öne çıkıyor. Gal, AB Antlaşması'nın 42. maddesinin 7. fıkrasına dikkat çekerek Yunanistan ve GKRY'nin AB üyesi olduğunu hatırlattı. Bu ülkelerden birinin kendi topraklarında silahlı saldırıya uğraması halinde diğer AB üyelerinin yardım ve destek yükümlülüğünün devreye girebileceğini ileri sürdü.

İsrail'in söz konusu düzenlemenin doğrudan tarafı olmadığını belirten Gal, buna karşın Tel Aviv'in Yunanistan ve GKRY ile geliştirdiği ortaklıkların İsrail'e dolaylı stratejik avantaj sağlayabileceğini savundu. Ayrıca Fransa'nın savunma taahhütleri ile Mısır'ın Doğu Akdeniz'deki çıkarlarının da olası denklemdeki aktör sayısını artırabileceği değerlendirmesinde bulundu.

İLGİLİ HABERLER