Su kaynaklarında biriken cıvanın besin zinciri boyunca balıklara geçtiği ve özellikle büyük, avcı balıklarda yoğunlaşabildiği belirtiliyor. Uzmanlar, balık tüketimini tamamen bırakmak yerine tür seçimine önem verilmesi gerektiğini vurguluyor.

Doğadaki inorganik cıva, su ekosistemlerindeki mikroorganizmalar tarafından metilcivaya dönüştürülüyor. Toksik yapıdaki metilciva, büyük ve uzun ömürlü balıklarda daha yüksek düzeylerde birikiyor ve beyin ile sinir sistemi üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor.

FDA verilerine göre ortalama cıva değerleri güvenli eşiklerde bulunan 10 balık türü arasında sardalya, tilapia, hamsi, somon, Yayın Balığı, Alaska Mezgiti, Atlantik Uskumrusu, Tatlı Su Alabalığı, Ringa ile Morina / Mezgit Türleri yer alıyor. Bu sonuçların ABD pazarındaki numuneler üzerinden elde edilen ortalama değerleri yansıttığı kaydediliyor.

Hamsi kısa yaşam döngüsü ve düşük ağır metal birikimiyle dikkat çekiyor. Somon protein, D vitamini, B12 ve esansiyel omega-3 yağ asitleri bakımından zengin kabul ediliyor. Alaska Mezgiti düşük yağ ve yüksek protein oranı sunarken, Atlantik Uskumrusu'nun yüksek cıvalı kral uskumru veya İspanyol uskumrusu ile karıştırılmaması gerekiyor.

Cıva kas liflerinde biriktiği için yıkama, derisini yüzme, dondurma veya yüksek ısıda pişirme cıva oranını belirgin biçimde azaltmıyor. Uzmanlar farklı balık türlerini dönüşümlü tüketmeyi, küçük boyutlu ve kısa ömürlü türleri seçmeyi, ayrıca balığın türünü ve kaynağını doğru teyit etmeyi öneriyor.

Hamile kadınlar, emziren anneler ve küçük çocuklar için porsiyon kontrolü önem taşıyor. FDA ve EPA, bu gruplara düşük cıva içeren balıklardan haftada 2 ila 3 porsiyon tüketmeyi öneriyor. Balığın protein, omega-3, vitamin ve mineral kaynaklarından yararlanmak için ise beslenme çeşitliliğini korumak gerekiyor.

Kaynak: Sözcü