İsrail'de seçim sayımı sürerken açıklanan 8 bin 702 sandık sonucuna göre Arap partileri en az 19 sandalye kazandı. Hükümet kurmak için gereken 61 kişilik çoğunluğa ulaşan blok bulunmadığından bu partilerin olası koalisyon senaryolarında belirleyici olması bekleniyor.
İsrail 1948'de kurulduğunda bölge Yahudiler ve Araplar arasında paylaştırılmıştı. Aynı yıl yaşanan savaşın ardından sınırlar değişti. İngiliz Filistin Mandası topraklarında yaşayan yaklaşık 1,2 milyon Arap'tan 700 binden fazlası yerinden edildi; sınırlar içinde kalan yaklaşık 150 bin kişi zamanla İsrail vatandaşı oldu.
Bu vatandaşlar 1966'ya kadar 18 yıl doğrudan askeri idare ve sıkıyönetim altında yaşadı. İsrail'in 1967'de Doğu Kudüs'ü işgal etmesinin ardından bölgedeki Arap nüfus da kapsama alındı. Bugün İsrail nüfusunun yaklaşık yüzde 21'ini oluşturan İsrailli Arapların sayısı 2 milyona ulaşıyor.
Topluluğun statüsü ülkedeki temel hukuk ve siyasi tartışmaların merkezinde bulunuyor. İnsan hakları kuruluşları, bazı yasaların Araplara doğrudan veya dolaylı ayrımcılık uyguladığını belirtiyor. 1950 tarihli Geri Dönüş Yasası da Yahudi olmayan vatandaşların sözde dönüş hakkından yoksun bırakılması nedeniyle eleştiriliyor.
Arap bölgelerindeki okullara yeterli bütçe ayrılmamasının eğitim kalitesini düşürdüğü, iş bulma ve kazanç açısından Yahudi vatandaşlara göre dezavantaj oluşturduğu aktarılıyor. Arap ailelerin yarısından fazlası yoksulluk sınırının altındayken, Yahudilerde oran yüzde 20 civarında bulunuyor. 2022 tarihli denetim raporu da karmaşehirlerde Arapların belediye hizmetlerinden daha az yararlandığını gösteriyor.
Arap partileri daha önceki dönemlerde İsrail parlamentosunda en fazla 15 sandalyeye ulaşmış, kararları etkileme kapasiteleri sınırlı kalmıştı. Bu durum 2021'de değişti; Birleşik Arap Listesi, reformlar karşılığında Netanyahu önderliğindeki koalisyonu deviren hükümete katıldı. 27 Ekim 2026'da düzenlenen seçimde ise Arap seçmenler arasında rekor katılım yaşandı.
Kaynak: Milliyet Son Dakika