Paris Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinden bu yana geçen on yılın ardından yayımlanan Sağlık ve İklim Değişikliği Üzerine 2026 Lancet Countdown Raporu, iklimle bağlantılı pek çok sağlık zararının küresel müdahaleden daha hızlı büyüdüğünü ortaya koyuyor.

University College London (UCL) liderliğinde araştırmacı ve kurumlardan oluşan uluslararası iş birliğiyle hazırlanan rapor, DSÖ ile stratejik ortaklık içinde geliştirildi. İklim değişikliği ile sağlık arasındaki ilişkiyi 54 gösterge üzerinden izleyen rapor, 30 dan fazla ülkedeki 100 den fazla kurumdan 146 araştırmacının çalışmasını bir araya getiriyor.

Paris Anlaşması’nı takip eden yıllarda yıllık ortalama ısıya bağlı ölümler, bir önceki 10 yıla kıyasla yaklaşık yüzde 36 arttı. Aşırı sıcaklar 2023 yılında küresel ölçekte rekor düzeyde 710 bin ölümle ilişkilendirildi. Bu yükün yüzde 70’inden fazlasının insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlı olduğu belirtildi.

Rapor, kötüleşen kuraklık koşulları, artan hidrolojik aşırılıklara maruz kalma ve sıcaklığa bağlı ciddi ekonomik kayıplar da gündeme geliyor. Buna karşılık küresel temiz enerji yatırımları 2025 yılında rekor kırarak 2,1 trilyon ABD dolarına ulaştı. Hava kirliliğini azaltan ülkelerin her yıl binlerce insanı erken ölümden koruduğu tahmin ediliyor.

DSÖ İklim Değişikliği, Hava Kalitesi ve Enerji ve Sağlık Birimi Başkanı Dr. Diarmid Campbell-Lendrum, iklim değişikliğinin dünyanın her bölgesinde sağlığa zarar verdiğini ve etkilerin hızlandığını belirtti. COP31 hazırlıkları sürerken sağlığın iklim politikalarının merkezine alınması, temiz enerjiye yatırım yapılması ve erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Raporun yazarları, iklim değişikliğinin küresel bir sağlık acil durumu olarak tanınmasını ve sağlık kaygılarının iklim azaltımı, uyum ve finansman kararlarına dahil edilmesini istiyor. Sera gazı emisyonlarının azaltılması, uyum süreçlerinin desteklenmesi ve sağlık sistemlerinin direncini artıracak yatırımlar öncelikli alanlar arasında gösteriliyor.

Kaynak: Habertürk