Yağışların doğadaki yabani mantarların çoğalmasını hızlandırdığı dönemde, bilinçsiz mantar toplama ve tüketimi ciddi zehirlenmelere yol açabilir. Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın, doğadan toplanan mantarların karaciğer yetmezliğine ve ölüme neden olabileceğini hatırlattı.

Aydın, insanların tanıdıklarını düşündükleri bir mantarın zehirli olmadığını sandıkları için doğadan topladıkları ürünleri tüketmeye devam edebildiğini belirtti. Zehirli türleri şekil, koku veya renklerinden güvenilir biçimde ayırt etmek mümkün değil. Benzer görünen bir türün bulunduğu alanda sonraki yıllarda tamamen farklı ve zehirli bir mantar yetişebilir.

Bu nedenle kültür mantarı dışındaki ürünlerin tüketilmemesi gerektiğini bildiren Aydın, doğada tanınmış olunan bir türün risklerini azaltmadığını vurguladı. Mantarların tanınması, zehirli türlerle karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmıyor. Yabani mantar yeme riskinin kesin biçimde alınmaması gerekiyor.

Aydın, pişirme, kaynatma veya konserve yapmanın mantar toksinlerini yok etmediğini açıkladı. Bu işlemlerden sonra da vücuda alınan toksinler hücreleri tahrip etmeye devam edebilir. Sıkça duyulan mantarın iyice pişirilince zehrinin geçeceği düşüncesi bu nedenle tehlikeli.

Zehirlenme belirtileri mantarın türüne göre değişebiliyor. Bazı türlerde tüketimden 30-45 dakika sonra bulantı, kusma ve ishal görülürken, en ölümcül türler ilk 16-18 saat belirti vermeyebiliyor. Türkiye'de sık rastlanan Amanita phalloides, karaciğer dokusunu yok ederek hastayı acil karaciğer nakline muhtaç bırakabiliyor. Bazı mantar gruplarında belirtiler tüketimden iki hafta sonra ortaya çıkabiliyor.

Aynı mantarı tüketen aile bireylerinde çocukların daha ağır etkilenebildiğini belirten Aydın, düşük vücut ağırlığının toksinlerin çocukların organlarında daha hızlı ve kalıcı hasar bırakmasına yol açabileceğini açıkladı. Ailelerin durumu atlasa bile çocukların hayatını kaybetme riski bulunuyor.

Kaynak: Karar