Trump yönetimi, enerji ve kritik mineral erişimini güçlendirmek için ekonomik baskı, gümrük tarifesi tehditleri ve askerî müdahale araçlarını kullanıyor. 20 Ocak 2025'te göreve başlarken enerji üretimini artırma sloganını kullanan Trump, enerji ve kritik mineral projelerinde izin süreçlerinin hızlandırılmasını istedi.
Panama Kanalı'nın ABD kontrolüne dönmesini isteyen Trump, yüksek geçiş ücretleri ve Çin'in bölgedeki etkisini gerekçe gösterdi. Panama Devlet Başkanı Jose Raul Mulino talebi reddetti. Grönland'da ABD etkisini genişletme arayışı sürdü; Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen bu yaklaşıma karşı çıktı.
ABD'nin Grönland'da eylülde askerî varlığını genişletmeye yönelik anlaşma imzalaması ve yabancı yatırımlara sınırlamalar getirmesi, bölgedeki girişimin askerî ve ekonomik boyutlarını gösterdi. Venezuela'da ise ABD güçleri 3 Ocak'ta Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i yakalayarak ABD'ye götürdü.
Washington, Venezuela'nın yaklaşık 303 milyar varillik kanıtlanmış petrol rezervi üzerindeki denetimini artırmayı ve Amerikan şirketlerini petrol sektörünün yeniden yapılandırılmasına dahil etmeyi açıkladı. Energy Aspects Jeopolitik Araştırmalar Bölümü Başkanı Richard Bronze, ABD'nin stratejik kaynaklar üzerinde açık bir kontrol politikası izlediğini belirtti.
Bronze, bu yaklaşımı Monroe Doktrini'nin Trump uzantısı olarak nitelendirdi. Yaklaşımın Venezuela'da ABD ile işbirliği yapan hükümetin meşruiyetini zayıflatabileceğini, kaynaklar üzerinde ulusal egemenliği savunan hareketlerin güçlenebileceğini ve anlaşmaların tersine çevrilebileceğini kaydetti. ABD'nin kısa vadeli ekonomik anlaşmalara öncelik vermesi ise uzun vadeli stratejik hedeflerden uzaklaşabilir.
Kaynak: Habertürk Ekonomi